Bu haberi paylaş 

Bu haftaki ve ikinci konuğumuz İş'te Haber Hayat Gazetesi İmtiyaz Sahibi Sn. Doğan Gönüllü...

Hafta Sonu Sohbetleri kapsamında bu hafta sonu sevgili Doğan Gönüllü ile Mado'nun sıcacık çayı eşliğinde keyifli bir Cumartesi sohbeti gerçekleştirdik. Misafirperverlikleri için Aziz Bey'e ayrıca teşekkür ediyorum. Ayrıca bu hafta sohbet sırasında kısa bir süre de olsa sevgili Sabriye Aşır'da eşlik etti. Güzel fotoğraflar için ona da teşekkür etmek istiyorum.

Çocukluk yıllarındaki tren yolculuklarını, şu an tanıdığınız bir çok radyo programcısı ve haberci ile çalıştığı yılları, Yılın TV Programı ödülünü, İşte Haber Hayat sürecini, subay olmak istediğini, bağlama çalmayı ne kadar çok istediğini ve ne kadar iyi dans ettiğini öğrendik. Elbetteki bu uzun sohbetin tüm ayrıntıları proje sonunda sizlerle buluşacak.. Ama öncesinde bu ayrıntıları siz de benim gibi merak ettiyseniz işte şimdi sohbetimize bir göz atın ve şimdi Doğan Gönüllü'yü yakından tanıyalım..

İşte Haftasonu Sohbetleri - Bölüm 2;

Hafta Sonu Sohbetleri / 2 - 21.02.2015
Röportaj: Aykut ATEŞ
Konuk: Doğan GÖNÜLLÜ
İş'te Haber Hayat İmtiyaz Sahibi, Gazeteci
 
Mekan: Mado, Kdz.Ereğli 

Sevgili Doğan Gönüllü, Öncelikle ereglideyasam.com internet sitesi ziyaretçileri adına bizi kırmadığınız ve vakit ayırdığınız için teşekkür ediyorum.

1. Kısaca bize kendinizden biraz bahseder misiniz?
Öncelikle teşekkür ederim. Şaşırmadım desem yalan olur. Bizler genellikle röportaj teklifi yapan kişi olduğumuz için, bu kez benimle söyleşi yapılması ilginç geldi bana. Bu güzel düşünceyi –projeyi kutlayarak biraz kendimden bahsedeyim. Anadolu’nun dört bir yanını dolaşmış bir asker çocuğu olarak dünyaya geldim. Tüm eğitimlerimi farklı coğrafyalarda ve kültürlerde tamamladım. Anadolu Üniversitesi A.Ö.F.- İktisat Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar Ereğli Keleşler Grubu’nun değişik şirketlerinde yönetici olarak çalıştım. Mutlu bir evliliğimiz ve iki çocuğumuz var. Ailemle ve dostlarla gezmeyi, fotoğraf çekmeyi, yemek yapmayı, halk oyunlarını ve yayla pikniğini, değişik inançları ve kültürleri araştırmayı seviyorum. Çalışırken klasik zaman-mekan kavramını sevmiyorum. 

2. İş’te Haber Hayat ile hayatınızda yepyeni bir sayfa açıldı. O süreci konuşmadan önce, bölgede adından pozitif anlamda söz edilen gazetecilerden birisiniz. Meslek hayatınıza ne zaman başladınız? Ekran karşısındaki süreç nasıl gelişti?

“Pozitif” nitelemesi için teşekkür ederim. Bizim sermayemiz de bu zaten “Güvenilir ve Pozitif” olmak… Aslında işimiz gözlemcilik, haberlerde “Orada ne oldu’yu gözlemleyip, bunun aktarılmasına aracılık eden “gazetecilik” işini yapıyoruz. Arada bir de yorumlarımızla “orada ne olduğunun” arka planını veya “ne olması gerektiğine” dair öngörülerimizi okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Ne zaman başladınıza gelince; Daha ilk-ortaokul yıllarında Diyarbakır’dan Ankara’ya kadar otobüs ya da trenle günlerce yolculuk ederken, yol tabelalarını yüksek sesle okuyarak ayakta seyahat ettiğim, güzel kompozisyon, şiir yazdığım ve okuduğum bilinirdi.  Ben yüksek okuldan sonra 1987 yılında Demokrat Gazetesi’nin kuruluşunda da vardım, Radyo Televizyon süreçlerinde de…  Aktif olarak 1998 yılından 2012 yılında kadar Koordinatörlük, Genel Müdürlük,  yazarlık ve radyo tv programcılığı yaptım. Ülke çapında; Basın Yayın Enformasyon, Türkiye Gazeteciler cemiyeti, Yerel ve Bölgesel Televizyonlar Birliği, RTÜK, AB -Yerel Medya Projeleri gibi birçok mesleki seminer ve eğitimlere katıldım. Bir dönem Kdz.Ereğli Gazeteciler Derneği Başkanlığı, 3 Dönem Festival Komitesi üyeliği yaptım. Türkiye Yerel Ve Bölgesel Televizyonlar Birliği’nde aktif görevler üstlendim. Özellikle belgesel niteliğindeki “Yörelerimiz ve Geleneklerimiz” ile siyasi ve ekonomik içerikli “Haber Hayat” RADYO- TV programlarımız birçok başarıya imza atmıştır. Bu dönemlerde kurumsal yöneticilikte Sayın Yalçın Keleş’ten,  mesleki konularda Üstat Sina Çıladır’dan feyz ve destekler almam (haydi biraz espri katayım; bazen de yaptıklarını değil, söylediklerini yaparak…)  sonraki yıllarda hep işime yaramıştır. Kendilerini her defasında sitayişle anarım…

3. Biraz da Batı Karadeniz Ekonomi Politika Kültür Forumu sloganıyla yayına başlayan İş’te Haber Hayat hakkında konuşalım. Nasıl başladı bu süreç? Bildiğimiz kadarıyla geçtiğimiz yılsonunda okuyucularınıza tüm samimiyetinizle bir değerlendirme anketi sundunuz ve yayınladınız. Genel anlamda çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Biraz öncede bahsettiğim gibi Demokrat Radyo-TV ve Gazetede “Haber Hayat” programları yaparken bu logo adeta bana yapıştı! Kaldı ki, aynı isimle TRT Anadolu’da da tüketici köşesi ve ekonomik içerikli yayınlar da yaptım. Yeri gelmişken hikayesini de anlatayım: Demokrat’ta yeni başladığım yıllarda odamda harıl harıl -bugünkü tabirle inovasyon için- çalışıyorum. Genel Müdürümüz Aydın Güngör, ben Genel Koordinatörüm ve otoritemden dolayı pek sevilmiyorum! Şimdiki Belediye Basın Danışmanlarımızdan Yusuf Zobar da radyo-tv programları yapıyor. Yusuf ve Kehribar(Yasemin) kod isimli bayan, canlı yayında her şeyi ti’ye alıyorlar. Çok da dinleniyorlar. Bunlar beni de ti’ye almak için habersizce telefonla aradılar ve pat diye “Doğan Bey şu an canlı yayındasınız, gazetecilikle ilgili neler söyleyeceksiniz?” diye sordular. Şaşırmış ve kızmıştım!.. Masamda arşivimden çıkardığım kapağı bile olmayan eski bir dergi sayfası vardı ve bir jenerik metni üzerinde çalışıyordum. Birden bire aşağıda vereceğim hazır metni tok bir sesle okumaya başladım. Bu kez Yusuf şaşırmıştı, telefonu kapatıp odama geldi ve “Doğan Bey onları siz mi söylediniz” dedi. Sonra ben kalkıp canlı yayın odasına daldım ve “böyle aniden olur mu” falan diye bir güzel fırçaladım onları. Haber Hayat süreci böyle (ilahi tesadüfi!..)  başladı yani… O dergi sayfası ise telif hakkına olan saygımdan dolayı bugünde odamın duvarlarımı süsler hala…

Evet, konumuza dönelim; 2008 yılı krizinden sonra Ereğli’de tüm sektörlerde daralma olunca bu medyayı da etkiledi. Yüksek işçilik ve program maliyetleri, düşük reklam gelirleri ile karşılanmaz hale gelince 2012 ‘de Yalçın Bey’den zorla izin alarak ayrıldım. Hiç sermayem yoktu.  KOSGEB girişimci kurslarına katılarak girişimci belgesi aldım ve cesaretlendim. Kurs projem İŞ’te Haber Hayat’tı. Hiç tereddüt etmeden aynısını uyguladım. Evden piknik masası, eski işyerindeki bilgisayarım ve eşimle işe başladık. O gün bu gündür “Batı Karadeniz Ekonomi Politika Kültür Forumu” sloganı ve “aydınlık bir dünya aydınlık bir hayat” misyonu ile gece-gündüz çalışıyoruz.

“Çalışıyoruz” diyorum, çünkü çalışma hayatına Haber Hayat’ta başlayan pırıl pırıl iki arkadaşım daha var.  Birlikte daha çok işler çıkaracağımıza inanıyorum. Anket dediniz. Evet, bir bakıma selfie çekiyoruz aslında. Sonrada merak edip bakıyoruz “Aaa nasıl çıkmışız” diye. Dolayısı ile “Nasıl görünüyoruz?” sorusu anketi çağrıştırdı. Kendimizi ölçüp değerlendirmek istedik. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’ne başvurdum ve sağ olsunlar katkı verdiler. Bilimsel bir çalışma yaptık. Çok büyük faydasını gördük. Algı çok önemli bir süreçken biz bunu ihmal edemezdik.

Çalışmalarımız zor ama keyifli gidiyor. Bölgede renkli çok sayfalı ve tematik yayın yapan ender gazetelerdeniz.  Gelirlerimizi sadece yayıncılık reklam, abone ve ilanlardan sağlama çabamız işimizin en zor tarafı. En yakınınız bile ayda 10-15 lirayı vermekten imtina edebiliyor. Oysa biz garip ilişkiler içinde değiliz, sadece işimizi yapıyoruz.  Profesyonel çabalarımızla geçinip bir yandan da çıtayı yükseltip, genel pastayı da büyüterek bize düşecek dilimi de büyütme çabamız sürüyor. Güvenilir olmak kolay olmuyor. Bazen, Robert Bosch’un da dediği gibi, “Güven kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ediyoruz.” Zor yani!..


4. Meslekte alınan ödüllerin her zaman ayrı bir anlamı vardır. Ve tabi ödülleriniz… Bize aldığınız ödüllerden bahseder misiniz?
  

Tabi böyle raflar dolusu ödüllerim falan yok! Festivaller, program ve etkinliklerdeki başarı plaketlerini de saymaya gerek yok... Sanıyorum 2006 yılı idi. Yine meşhur Haber Hayat'lardan birini yaptım. Demokrat TV'de dönemin Belediye Başkanı Posbıyık ile Ak Parti İl Başkanı Celil Uzun'u canlı yayında saatler boyunca tartıştırmıştım. Adaletli yönetimim bana Karaelmas Gazeteciler Derneği tarafından "Yılın TV Programı" ödülünü getirdi. Yıllar sonra, geçen yıl gazetede yaptığım "Dağ Taş Sac üçgeninde Velidağ Emekçileri" haberim, Türkiye Gazeteciler Derneği tarafından "haber" dalında ödüle layık görüldü. Aslında yaşam, ailem, meslek, çevrem ve daha ötesi Yüce Allah'ın en büyük ödülü bana... Tıpkı yaşamımı anlamlandıran her şey gibi…

5. Dünyadaki birçok değişim ile birlikte Kdz. Ereğli de farklı bir süreçten geçiyor. Ereğli’nin geleceği hakkında sizin görüşleriniz nelerdir?

Zor sorular soruyorsunuz Aykut Bey! Ama cevap vereceğim; Karadeniz Ereğli gelişmeye devam eder. Çünkü ERDEMİR burada oldukça dünyadaki değişimlerin paralelini yaşar ama çok radikal değişiklikler olmaz bana göre. Metaforik olarak tariflersek eğer; ergenliğini(!) geç tamamlayan bir delikanlı misali Ereğli artık ayaklarının üstünde basarak gider. Bakın geçtiğimiz hafta sonu bütün alışveriş mekanları, yeme içme yerleri, benzin istasyonları, otoparklar ve caddeler dolu dolu idi. Mağaza kasalarında kuyruklar ve alışveriş yapan insanlar, eğlenen gençler,  sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi partilerin etkinlikleri... hepsi hareketliydiler. Ereğli'de hareket bitmez. Burada var olan kültür birikimi, ekonomik ve sosyal hareketlilik sadece yön, şiddet ve derinlik değiştirir. İnsanlar değişir ama ekonomik hareket devam eder. Bir de Ereğli'de artık aradığını bulamayanlar var ki, onlar da haklı olarak terk ediyorlar buraları. Çünkü onların beklentileri ile şehrin onlara arz ettikleri örtüşmüyor. Örneğin Nurdan-Orhan Oğuz Çifti gibi sosyokültürel ve ekonomik tüm alt gereksinimlerini karşılamış insanlara şehir dar geliyor. Ama ilginçtir onlar (ve gibiler, birçok örnek verebilirim) Ereğli'nin bir üst modelini İstanbul'da veya Amerika gibi büyük kozmopolit yerleşkelerde buluyorlar. Gidip Zonguldak veya ne bileyim Konya'da, İzmit'te değil... Burası çok önemli...  

Bu güzel proje ve söyleşi için, ben de sizlere; ekibim, ailem ve şahsım adına teşekkür ediyor başarılı çalışmalarınız devamını diliyorum.


Kısa kısa..

1. Sizce başarının anahtarı nedir?
Başarı göreceli bir kavram ama herkes bildiği kadarını söylerse, yaşam koçları için ortaya güzel bir derleme çıkabilir. Bence başarı için "Dürüstçe çalışarak kurumsallaşmak", "fırsatları değerlendirmek" ve "Her ne iş yapılıyorsa konjonktürel değil, profesyonelce yapmak"... Bendeki ilk aklıma gelen anahtarlar bunlar! Tabii ki bu arada insanları, olayları, süreçleri ve hatta teknolojiyi "adilce ve yetki-sorumlulukları kademeli olarak delege ederek yönetmek" sanatını da asla ihmal etmemek gerekir.

2. Hayattan en büyük beklentinizi “Tek kelime” ile ifade eder misiniz?
GÜVEN

3. Hayattaki en büyük başarınız nedir?
Kendim olmak.

4. Hayattaki en büyük hayal kırıklığınız nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun, milli değerlerine bağlı şerefli bir subayı olamamak.

5. En son okuduğunuz kitap hangisi? Okuyucularımıza hangi yazarları okumalarını tavsiye edersiniz?
Oğlumdan almıştım; Prof. Dr. Engin Geçtan'ın yazdığı "Varoluş ve Psikiyatri". Görüş olarak her yerine katılmıyorum ama yazar, "yaşamı ve onun anlamsızlığını" sorgulayarak, deneyleyerek ele alıyor. "Kişisel ve toplumsal derinliksizlik" ile "kolektif narsisizm"den bahseden bölümleri ise adeta her düzeydeki yöneticilere ders verir nitelikte. Tüm bunları sadakatle bağlı olduğum inanç değerlerimle harmanlıyor, yerele uyarlıyor ve yeni sentezlere varıyorum. Ayrıca, ben naçizane, sadece "ne olursa olsun, lütfen okuyun" diyebilirim.  Yoksa okuyucuya herhangi bir kitap tavsiye etmeyi veya "şunu okuyun, bunu öğrenin" gibi sözler söylemeyi doğru bulmuyorum. Zira karşımızda homojen değil, heterojen bir yapı var ve bu tür tavsiyeler hem bizim, hem de karşı taraf için tehlike(!) arz edebilir. Yemek tavsiyesi deseniz neyse!

 

   
Varoluş ve Psikiyatri
Prof. Dr. Engin Geçtan
 
C.M.Y.L.M.Z.
 
Yeni Türkü
 

6. Peki sinemada izlediğiniz en son film? İzlemekten keyif aldığınız yerli/yabancı aktör/aktrisler var mı?
Belgesel nitelikteki ve/veya politik filmler izlemeyi, bilmediğim-ulaşamadığım kültürlerin veya göç hikâyelerini konu alan-onların tanıtımlarını içeren seyirleri her zaman tercih ederim. Ya da eğlenmek için komedi... Zaten en son geçen yıl Cem Yılmaz'ın  C.M.Y.L.M.Z. komedisini izledim. Ancak işin doğrusu sinemaya pek gidemiyorum. Ereğli'de cazibe sunan sinema salonu yok. Gitmek isterseniz birçok şeyi göze alıp "rağmen" gideceksiniz ki, zaten vakit fukarası bizler için pek uygun değil. Ayrıca seyirden keyif almamla oyuncunun popülerliği arasında doğru orantıyı çoğu kez kurmamışımdır.

7. En son hangi sanatçının konserini canlı izleme imkanı bulduğunuz? Dinlemekten zevk aldığınız müzik türleri hangileri?
Tüm dünya folk müziklerinin hepsini severek dinlerim. Festival sanatçılarını saymazsak; son olarak Erdemir Kültür Merkezi’nde Yeni Türkü'yü keyifle izledim. Ne yazık ki berbat bir sesim ve müzik kültürüm var. Sadece dinleyiciyim. Mesela bağlama çalmayı çok istemişimdir.

8. Genel çevrenizin bilmediği farklı bir hobiniz var mı?
Cam gibi şeffaf insanım! Hemen hemen beni az-çok tanıyan herkes, yukarıda saydığım hobilerimi bilirler. Belki bunlara, eskiden "çok iyi dans ettiğimi", halen de "reklam-tanıtım spotları" yazmayı sevdiğimi, ayrıca beynimi rehabilite edip dertlerimi boşaltan "ormanda mantar toplamak" ve "olta ile balık avlamayı" sevdiğimi ekleyebiliriz.

Son olarak kısa sorularınızı sormadan önce paylaştığınız bu bilgiler için sizlere tekrar teşekkür ediyor, ekibimiz adına gelecek dönemdeki çalışmalarınızda başarılar diliyorum.



 
 
                 
  + Haber
+ Konaklama + Belediye
         
  + Sinema
+ Kdz.Ereğli'yi Keşfet
+ Nöbetçi Eczane
         
  + Etkinlik
Foto Galeri
+ Ulaşım
ereglideyasam.com internet adresinde bulunan fotoğraf ve bilgiler izinsiz kullanılamaz. Sitede yer alan kullanıcı yorumları yorum yapan kişinin şahsi düşünceleridir ve ereglideyasam.com sorumluluğunda değildir..
  + Yeme İçme
+ Rehber
   
         
               
ereglideyasam.com bir Aykut ATES Creative Studio projesidir. @ 2009